Beyaz Şarapta Neden Zorlanıyoruz?

Şarabın anavatanı Anadolu topraklarına Michelin yıldızı gelmişken, Türk Şarapçılığı özellikle çıkardığı kırmızı şaraplarda dünyadaki prestijli şarap yarışmalarından ödüllerle dönmeye devam ediyor. Peki, beyaz şaraplarda bu madalyaları almakta neden zorlanıyoruz?

Oysa beyaz kuru üzüm üretiminde dünya sıralamasında ilk üçte olup, büyük bir ekilebilir alana sahibiz. Hikayenin 3 farklı boyutu var gelin biraz açalım.

Teruar: Bir bölgenin iklim, toprak yapısı ve etrafındaki yeryüzü şekillerinin bölgede kullanılan şarabının lezzetine etkisi. Fransızca “terroir”, 'bir ürüne karakteristik özellikler katan toprak parçası' anlamına geliyor. Bu bir tek bağ sırası, köy, bölge, hatta ülke olabilir. Şöyle hayal edebilirsiniz, önce yarım küre, sonra enlemler üzerinden giderek Bordeaux bölgesinin, Kuzey Trakya ile benzer bir iklime sahip olduğunu düşünmek isteyebiliriz. Lakin Bordeaux bölgesine yakın olan okyanus ve bu okyanustan içeri bağ bölgelerine giren nehirler, okyanustan gelen hava etkileri, farklı toprak yapısı, farklı bir bakış açısı Trakya'yı Bordeaux'dan ayırıyor da olabilir.  

Beyaz şaraplar, beyaz şaraplık üzümlerden üretilir ve bu üzümler de daha soğuk (karasal) iklimlerde daha doğru sonuç vermektedir. Bunun en temel sebebi beyaz üzümde siyah üzümdeki tanen ve aromaları veren renkli kabuğun olmayışı ile asidite unsurunun ön planda olmasıdır. Bu sebepledir ki; Türkiye'nin en iyi beyaz şaraplarını karasal iklimin daha hakim olduğu Nevşehir ile Kuzey Trakya'da görmek mümkündür. 

Tam bu noktada, Avrupa kıtasında Almanya'yı gezmiş olanlar, Almanların beyaz üzümü Riesling'in beyaz şaraptaki namını duymuş ve hatta tatma fırsatı bulmuşlardır. Almanya'nın en iyi Riesling bölgelerine baktığınızda oldukça kuzeyde bulunan soğuk iklim bölgelerinden Reingau, Pfalz ve Mosel gibi soğuk bölgeler olduğunu görebilirsiniz.

Yerel Beyaz Üzümler: Türk yerel üzümleri dendiğinde, Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin Türk şarapçılığındaki yeri yadsınamaz. Cabernet Sauvignon & Merlot gibi birbirlerinin açıklarını kapatmaları bir kenara dursun, kendine has profilleri ile de adlarından söz ettirmiş şaraplar üretilmiştir.

Beyaz üzümlere geldiğimizde Tokat'ın Narince'si ve Manisa'nın Sultaniye'si en bilinenlerden olabilir. Narince her ne kadar kendi karakterini Tokat'ta çok net ifade ediyor gibi görünse de  Nevşehir gibi bir iklimde çok ilginç başarılı örneklerine rastlanabilir. Yine Nevşehir bölgesinde tarihsel Emir üzümü mineralite karakteri ve güçlü asiditesi ile hem yabancıların hem de yerel tüketicilerin ilgi duyduğu bir üzümdür.

Özetle beyaz üzüm ilgimiz aynı beyaz şarap tüketimimiz gibi kırmızı tüketimine göre daha çekinik kaldığından sadece beyaz üzümlere olan ilginin tarihte bir miktar düşük kalmasına sebep olmuş ve bu sayede üreticinin de odaklanmasını azaltmış olabilir.

Son 15 senede Sidalan, Hasandede, Yapıncak gibi yerel beyaz üzümlere yapılan yatırımlarla beyaz üzüm ligi yükselişini sürdürmektedir.

Tüketim Eğilimi: Bugün basit bir anket yapsak kırmızı şarap mı seviyorsunuz beyaz mı? diye sorsak sizde dağılımı ne olurdu? Benim bugüne kadar yaptığım onlarca şarap etkinliğinden gördüğüm, millet olarak %60-70 arasında kırmızıcıyız.

Yazın beyaz ve rose tarafında eğilimimiz artıyor olsa da yılın tamamında kırmızı şarap tüketimimizin baskın olduğunu söyleyebiliriz. 

Talep bu yönde olunca üreticilerin dikkatini kırmızı şaraplara verip daha fazla odaklanmaları hiç şaşırtıcı olmuyor.

Neyse ki yeni nesile baktığımızda daha  kolay içim seviyor, fıçılı aşırı dolgun ve rustik şaraplardan çok hoşlanmıyor. Hal böyle olunca kim bilir belki dengeler bir miktar daha beyaz şarap eğilimine doğru kayabilir.

Sonuç: Küresel ısınma tarım alanlarını tehdit ederken bağcılık da bundan nasibini alıyor. Artan sıcaklık kırmızı şarap yapımında kullanılan siyah üzümler ile tolere edilebilse de, beyaz üzümlerde karşılık bulamıyor. Coğrafya olarak bağcılık yapılabilir alanlarda yeterli soğuk iklimi bulamayan beyaz üzümler bir miktar zorlanmaya devam ediyor. Tam bu noktada peki 100 yıl sonra ne olacak sorusu akıllara geliyor. Öyle tahmin ediyorum ki bağcılık yapılacak alanlar da dönüşen her şey gibi dönüşecek ve taşınacak.

Yeni bir köşe yazısında görüşmek üzere...

Yorumlarınızı yazının altında bekliyorum.

YORUMLAR

  • Bu yazı için henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZ

Yorum yazabilmek ve puanlama yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.